
14 Ekim 2008 Salı
14 Eylül 2008 Pazar
Sizde Ötekileştiremediklerimizdenmisiniz?
Yıl 1963 Öteyi beriyi, pılıyı pırtıyı topladık tayin çıkmış alelacele yükleniyoruz eşyaları, bir telaş ki sormayın biryandan sevinç bi yandan keder hepsini toplasan kaç para eder. Memuriyet işte nereye çıkarsa oraya.. Gele gele geldik İstanbul’a ilk orta lise üniversite geçti mi yıllar üst üste, sağ salim el, kol, kulak yerinde sonra düşündüm biraz bakıp geriye, çabuk değil zor geçmiş yıllar hatta bitip tükenmek bilmemiş günler saatler.Yıl 1973 yer Beyazıt Küllük kıraathane, fakat öyle memed ağanın köy kahvesi gibi değil platinde bilardo oynadığın gençlerle bir saat sonra karşı karşıyasın. Adeta takım tutar gibi gelirdi anlamazdık olayların vahametini. Orta sondayız Çekmece nere Beyazıt nere , sokağa çıkarmaktan korkan anamız bir bilse, heyecan başlamış bir kere alışmışız doğru küllüğe..
Bir varmış bir yokmuş diye başlasa belki dinlenir masal diye fakat gerçeğin ta kendisi yaşananlar derin izler bıraktı bizde.
Bir varmış bir yokmuş diye başlasa belki dinlenir masal diye fakat gerçeğin ta kendisi yaşananlar derin izler bıraktı bizde.
Grubun ağabeysi gelin bakalım gençler dedi. Bakın görüyormusunuz laleliden gelenleri başımızı çevirdiğimizde laleli ordu caddesinden Aksaray tarafından büyük bir grup dörderli yürüyüş kolu üzerinde siz deyin 500 ben diyeyim bin kişilik düzenli bir kızıl ordu görünümünde omuzlarına bir tüfek düzeninde yaslanmış kazma sapları ve uçlarında yalandan küçük üçgen flamalar. Başlarında koyu kırmızı bereler,üzerlerinde yeşil üniformalar partizan grubu yaklaşmakta.. evet dedi ve devam etti ağabey elimize broşürleri tutuştururken henüz 15-16 yaşlarındayız üç kişi.. Ne olacak dediğimizde işte bu broşürleri onlara dağıtacaksınız tam küllüğün önüne inin buradan geçerken dağıtmaya başlarsınız. Tamam dedik gençlik enerjimizle, indik aşağıya ve dağıtmaya başladık broşür(bildiri) leri. Kafile hem yürüyor istiflerini bozmadan kağıtları ellerine sıkıştırıyoruz. Kafalarını ve yürüyüş ritimlerini bile bozmadan gövde gösterisi yürüyüşü devam ediyor.Olayı sonra duyuyoruz. Tamamen partizan’ı tahrik içeren bu bildirilerden birisini onca kalabalığın arasından birisi okusa belki biz bugün hayatta değiliz. O günlerde fazla cesaretli olmakla beraber hesap soracak gücümüz yok ağabeylerden aradan yıllar geçiyor ve ağabeyle çekmece de bir kafeterya da karşılaşıyorum.
Konuşma ortamında bir boşluk yakalayıp soruyorum. Size yazıklar olsun bizim hayatımızı hiçe saydınız. Nasıl bizim toyluğumuzdan yararlanıp hayatımızı tehlikeye atarsınız dediğimde, siz toydunuz fakat bizde gençtik çok hatalar yaptık bu da onlardan biri dedi .Sadece ağabey biz değildik bunu bil.. bizim de ağabeylerimiz vardı diye devam etti. Yazıklar olsun dedim.
Daha sonra bir muhasebe ve içsel bir hesaplaşmaya giriştim. Bir zincirdi bu hemde öyle bir zincir ki kopacak gibi değil halkalar öyle bir geçmiş ki birbirine ayrılmanın umudu bile yok.
Daha sonra bir muhasebe ve içsel bir hesaplaşmaya giriştim. Bir zincirdi bu hemde öyle bir zincir ki kopacak gibi değil halkalar öyle bir geçmiş ki birbirine ayrılmanın umudu bile yok.
Sonra bardağın hep boş tarafına bakmışız diye iç geçirdim. Biraz da dolu tarafına bakalım diyerek bir ömür geçirdim. Şimdi bakıyorum da herkes herkese karşı, öteki konumun da önümüzdeki süreçte bizleri bir hesaplaşma bekliyor diye endişe ediyorum. Zira kuzular eteklerde su kavgası yaparken kurtlar zirvede kar suyu içermiş, atı alan üsküdarı geçmiş bazıları ihale teklifi hazırlarken bizlerde yazılarla teselli arıyoruz. Hatta onu bile beceremiyoruz. Geçmişin muhasebesini yapan bizler geleceğimizin çalındığının farkında bile olamıyoruz. Aralara sıkıştırılmış cümlelerle ferahlıyoruz. Hele birde ortamı gerginleştirdik mi ohh yeme de yanında yat.
Adam arkadaşından borç para almış sağa dön sola dön uyku yok huzursuzluk dizboyu böyle olmayacak demiş açmış telefonu eline ben sana olan borcumu ödemiyorum demiş kapamış telefonu.Bu sefer alacaklı başlamış yatağında dönmeye. Yani bu hesap bizler birbirimizi kündeye getirelim derken etrafa aslında rahatsızlık veriyoruz. Oysa birlik ve beraberlikle gerçek düşmanın nerede durduğunu pekala biliyoruz. Fakat yukarda bahsettiğim gibi ağabeylere bir şey söyleyemiyoruz. Söyleyeceğimiz zaman ise belki de ömrümüz yetmeyecek artık.
13 Eylül hoşgeldin be yaa
Nasıl bir millet olduk bende anlamadım bugünün modası 12 eylül hatıraları idi .
Kah eleştiri kah isyan adeta başka konuya yer yok hele hele yemek tarifi yapsan mazaallah hiç şansın yok ramazan da Oruç anlattık banamısın demediler varsa yoksa 12 eylül neyse geçti..
Hoş geldin be ya! 13 eylül seni hiç bu kadar özlememiştim. Bugün nasılsa normale döneriz. Anneler gününde güleriz, ağlarız 29 ekimde resepsiyon tartışmaları yaparız , resepsiyon denince aklımıza türban gelir. Bir daha ki sefere kadar yıl içinde daha neler neler yaşarız. Neyse genelkurmayın gazetecilere koyduğu yasağın kaldırılması yarım kalmıştı onu tartışırız. Bizde malzeme çok.
Ha birde Ergenekon denen bir olay vardı. Yok yok o gerilerde kaldı. Deniz feneri o konuyu işlemişmiydik tam olarak işlememiştik. Neyse ondan anlatırız. Hatta tartışılır bile koyunu yemişler biz kıllarından kazak öreriz artık.
Olsun buna da şükür hiç olmazsa gizli sansür kalkar özgür diye geçinen sitelerden mantar ite ler değişir(mentalite) iyi ki geldin 13 eylül artık bir şeyler anlaşılıyor toplumda sanal bir toplanma var. Sürü başı uçurumdan atladımı hiç şansımız yok bizde atlayacağız.
Artık şunu da anladım ki 13 eylül benim için çok önemli bir günmüş meğerse. Ne diyelim Allah o günleri yaşatmasın dönelim yüzümüzü güzel günlere..
Kah eleştiri kah isyan adeta başka konuya yer yok hele hele yemek tarifi yapsan mazaallah hiç şansın yok ramazan da Oruç anlattık banamısın demediler varsa yoksa 12 eylül neyse geçti..
Hoş geldin be ya! 13 eylül seni hiç bu kadar özlememiştim. Bugün nasılsa normale döneriz. Anneler gününde güleriz, ağlarız 29 ekimde resepsiyon tartışmaları yaparız , resepsiyon denince aklımıza türban gelir. Bir daha ki sefere kadar yıl içinde daha neler neler yaşarız. Neyse genelkurmayın gazetecilere koyduğu yasağın kaldırılması yarım kalmıştı onu tartışırız. Bizde malzeme çok.
Ha birde Ergenekon denen bir olay vardı. Yok yok o gerilerde kaldı. Deniz feneri o konuyu işlemişmiydik tam olarak işlememiştik. Neyse ondan anlatırız. Hatta tartışılır bile koyunu yemişler biz kıllarından kazak öreriz artık.
Olsun buna da şükür hiç olmazsa gizli sansür kalkar özgür diye geçinen sitelerden mantar ite ler değişir(mentalite) iyi ki geldin 13 eylül artık bir şeyler anlaşılıyor toplumda sanal bir toplanma var. Sürü başı uçurumdan atladımı hiç şansımız yok bizde atlayacağız.
Artık şunu da anladım ki 13 eylül benim için çok önemli bir günmüş meğerse. Ne diyelim Allah o günleri yaşatmasın dönelim yüzümüzü güzel günlere..
Güzel Sözler 1
Yüreğinde yeşil bir dal saklarsan, şarkı söylemeye bir kuş gelecektir... (Y)Cömerdin yemeği şifa, cimrinin yemeği ise hastalıktır. (Hadisi Şerif)
Hayat bir bisiklete binmek gibidir. Pedalı çevirmeye devam ettiğiniz sürece düşmezsiniz. (Cladue Peppeer)
Yüzlerimizin ve gözlerimizin rengi ne olursa olsun, göz yaşlarımızın rengi aynıdır. (Afrika Atasözü)
Az Anlamak ters anlamaktan iyidir. (Sweig)
Afetmek ve unutmak iyi insanların intikamıdır. (Schiller) Sözcüklerin gücünü anlamadan, insanların gücünü anlayamazsınız. (Confucius)
Aradığını bilmeyen, ne bulduğunu anlamaz. (C.Bernard)
Her bildiğini söyleme ama, her söylediğini bil. (A.Claudius)
Oyun bitince, şah da piyon da aynı kutuya konur...
Akıllı adam, aklını kullanır. Daha akıllı adam, başkalarının aklını da kullanır. (Bernard Shaw)
Yaşam, silgi kullanmadan resim çizme sanatıdır. JOHN CHRİSTİAN*
Bir insanın yaşamından değerli bir şeyi yoksa, o insanın yaşamının da değeri yoktur. TAGORE*
İsmin ne önemi var ki, güle gül demeseydik yine güzel kokmayacak mıydı?WİLLİAM
SHAKESPEARE*
Umut iyi bir kahvaltı, kötü bir akşam yemeğidir. FRANCİS BACON*
Düşünmek kolaydır, yapmak zordur. Dünyada en zor şey ise düşündüğünü yapmaktır. GOETHE*
Akıllı, namuslu ve adil olmadıkça mutlu yaşanamaz.Ama mutlu olmadıkça akıllı, namuslu ve adil olmanın yolu yoktur. EPİCUROS*
Yaşam bisiklete binmek gibidir. Pedalı çevirmeye devam ettiğiniz sürece düşmezsiniz. CLAUDE PEPPER*
Bir insanın zekâsı, vereceği cevaplardan değil, soracağı sorulardan anlaşılır.DE LEVİS SHAKESPEARE ''KORKU '' KONUSUNDA NE DİYOR? (Y)İnsanların çoğu, kaybetmekten korktuğu için sevmekten korkuyor...Sorumluluk getireceğini bildiği için düşünmekten korkuyor...Eleştirilmekten korktuğu için konuşmaktan korkuyor...Gençliğinin değerini bilmediği için yaşlanmaktan korkuyor...Dünyaya iyi birşey vermediği için, unutulmaktan korkuyor...Yaşamayı bilmediği için, ölmekten korkuyor... Oysa ki: Cesaretin bittiği yerde esaret başlar. (Y)
9 Eylül 2008 Salı
Unutulmayan Fotoğraflar
1983 koyuören depremi anne kaybettiği çocuklarının başında ağıt yakmakta
1985 Frank Fournier, Fransa Kolombiya'da 12 yaşındaki Omayra Sanchez, Nevado del Ruiz Yanardağı'nın faaliyete geçmesiyle oluşan enkazın altında kaldı. Onu ayık tutmaya çalışan fotoğrafçının çabalarına rağmen 60 saat sonra bilincini kaybeden genç kız öldü.
1996 Francesco Zizola, İtalya Angola'daki iç savaşta öldürülen ve şok içinde yaşayan küçük çocuklar
Filistinde zorunlu göçe karşı koyan bir kadın tek başına israil askerlerine direniyor
Uganda da bir isyancının öldürülüş anı
1989 Charlie Cole, ABD Çin'de bir gösterici, demokratik reformlar için yapılan protestolar sırasında tankların karşısına dikiliyor.
İkiz kuleler 11 eylül 2001 de yerle bir edilmişti
1999 Marmara depremi geride derin bir iz bıracak hatıralar bıraktı
Endonezya da 2006 deprem sonrası yaşanan Tsunami binlerce insanın ölmesine neden oldu
Kıbrıs'ta 1963 yılında Rumların giriştiği Türk katliamı banyoda küvete saklanan aile
2003 Jean-Marc Bouju, Fransa Iraklı adam, savaş esirlerinin tutulduğu bölgede, bu şartlarda çocuğunu rahatlatmaya çalışıyor
1968 Eddie Adams, ABD 1 Şubat 1968. Güney Vietnam Polis Şefi Nguyen Ngoc Loan, Viet Kong'lu olduğundan şüphelendiği genci öldürürken
1972 Ut Cong Huynh, Vietnam Güney Vietnam uçakları yanlışlıkla napalm bombasını bir köyün ortasına düşürdü. Fotoğrafçı (şimdilerde herkesin tanıdığı) küçük kızın yanan kıyafetlerini 'Çok sıcak' diye bağırarak üzerinden atmasını unutamadığını açıkladı.
Kaynak: www.mlliyet.com.tr
24 Ağustos 2008 Pazar
Sıcak bir Ağustos günüydü
Merhaba Öncelikle üye olurken bana sorulan sınav!! sorusunu editörlerin yukarda dikkatine sunuyorum. Tercüme ederlerse memnun olurum. Başarılı olamadığımdan ikinci defa denemem de ancak girişe devam edebildim.:)Birgün sonra kısa da olsa bir tatile hazırlanırken bir arkadaşımın bloğuna yorum yapmak üzere girdim. Yazılarım kadar yorumlarıma da önem verdiğimden, bu yorumu gönderememem sebebiyle üye oldum. Bir yorum için bir blog açan fakat bir pire içinde bir yorgan yakan yapımla hayırlı, mutlu, müjdeli konularda buluşmak üzere diyorum. Saygılar...
Kaydol:
Yorumlar (Atom)

































